Türkiye sanki
bir �akıl tutulması� dönemine girdi. Gece ile gündüzün eşitlendiği
Nevruz (Yeni gün) 21 Mart"tan itibaren aydınlık günleri beklerken
karanlığın ağırlığını hissediyoruz.
Güneydoğu"da �Nevruz kutlamaları� 1990"ların ilk yarısındaki haline döndü. Şenlik günü artık savaş günü haline geldi.
Güneydoğu
illerindeki Nevruz törenlerinde en fazla dikkati çeken nokta ise
Abdullah Öcalan"ın yeniden çok öne çıkmasıydı. Meydanlar �Biji Serok
Apo� sloganlarıyla çınladı!
Can Dündar bugün çok önemli bir tespit yaptı:
�Güneydoğu
seçmeni 22 Temmuz 2007 Seçimleri"nde oyunu barış ve çözüm öneren iki
partiye verdi. Yaklaşık 5 milyon seçmenin 3 milyonu AK Parti"ye 1
milyonu da DTP"ye oy verdi.�
Can son noktayı şöyle işadet ediyor:
�Şimdi bu iki parti hakkıda kapatma davası açılmış durumda!�
Bu iki dava ile Nevruz"da �Apo sloganları� arasında acaba bir ilişki olabilir mi?
***
Arkadaşı ve dostu olmaktan onur duyduğum gazeteci Coşkun Aral dün İZTV"de ortak kullandığımız odamıza geldiğinde derin bir iç çektikten sonra şöyle dedi:
-İlk defa bir iç savaş endişesi duyuyorum!
Aral,
parlak gazetecilik kariyerini dünyanın önemli çatışma bölgelerinde iç
savaşları yerinde izleyerek yapmıştı. Lübnan iç savaşının bütün
aşamalarını Beyrut"ta batılı haber ajansları adına takip etmişti. Orta
Amerika"da El Salvador"da, Nikaragua"da, Afrika"da Çad"da, Ruanda"da,
Filipinler"de, Sirilanka"da, Yugoslavya"da, Afganistan"da, Irak"ta
yıllarca birlikte yaşamış hakların birbirlerinin gırtlağına nasıl
sarıldıklarını yaşayarak görmüştü.
Time dergisinin kapağına kadar tırmanan haberci kimliğiyle çatışma bölgelerinin uzman gazetecisi kimliğini kazandı.
Coşkun şimdi diyor ki:
-Türkiye çok tehlikeli bir sürece girdi.
İletişim alanında ulaşılan teknolojik gelişmişlik düzeyi büyük
felaketlerin pimi olabilir. Bir yalan haber, anında milyonca insana
erişebilir. Bu patlamayı yaratabilecek objektif koşullar fazlasıyla mevcut. Ayrıca böylesi provokasyonları tezgahlama konusunda ülkemiz çok nitelikli örgütlere sahip!..
Gençlik �kurtuluş umudunu� televizyonlardaki yalancı yarışmalarda arıyor.
Türkiye bir �cehalet imparatorluğu� halini alıyor.
Coşkun
Aral"a göre, ülkedeki derin işsizlik ile medyada gösterilen �Görkemli
Türkiye� arasındaki korkutucu uçurumun istihdam umudu ile
kapatılamayacağına inanan milyonlarca umutsuz genç bir anda parlayacak
alevlerin arasına gönüllü olarak dalmaktan kaçınmayacaklardır.
Bu bir futbol maçı sonrasında da olabilir, bir siyasi gelişmenin ardından da yaşanabilir. Sadece kibrit çakmak yeterli.
Güneydoğu"daki �Nevruz Şenlikleri�nin ürkütücü görüntüleri Coşkun"u haklı kılmıyor mu?
***
Ürpercisi gelişmelerin önünü kim alabilir?
Elbette
en başta siyasi erki elinde bulunduranlar. Ama bizzat en yetkili ağız
bile çaresizlik içinde kıvrandığını itiraf etmekten geri durmuyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan açık seçik söyledi:
-Muktedir değilim!
Hem
iktidarda olup hem de iktidarsız olduğunu söylersen, birileri senin
bıraktığın boşluğu gelir doldurur. Hükümet"te olmanın sağladığı
avantajları, seçmen tabanına şirinlik uğruna küçük çıkarlar için heba
ettiğinizde yapacak bir şeyiniz de kalmıyor elbette.
Refah
Partisi, Fazilet Partisi ve AK Parti belediyelerinin iktidar yılları
Anadolu"daki hayatı kökten değiştirmek uğruna sinsi biçimde çalışıldı.
Belediye içkili lokallalleri toplum hayatından sildi. Faklılıklarla
biradada yaşamın, uzlaşmanın yerine güçlü olmanın dayatmacı yanı tercih
edildi.
Bütün bunlara bakarak �yiyin birbirinizi� diyemiyoruz. Çünkü birbirimiz yememiz için çalışan o kadar çok karanlık yapı var ki!..
İnternethaber